YARGITAY 9. Hukuk Dairesi
ESAS: 2014/15868
 
KARAR: 2015/21572

Davacı, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin iş akdine son verilmesi nedeni ile İstanbul 3. İş Mahkemesinde açılan 2010/965 E, sayılı dosyada işe iade davasının kabul edildiğini, buna ilişkin ihtar gönderilmesine rağmen işe alım ve tazminatların ödenmesi yönünde davalı tarafın bir işlem yapmadığını beyan ederek, boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatlarının davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işe başlatılması için mernis adresine ihtar gönderildiğini, ancak tanınmadığından bahisle iade edildiğini, bunun üzerine davacı vekilinin adresine tebligat çıkartıldığını, ancak onun da tanınmadığından bahisle iade edildiğini, müvekkilinin işe iade davasını iyi niyetli olarak kabul ettiğini, davacının haksız davasının reddini savunmuştur.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalı işveren süresi içinde davacıyı, hem davacı asile hem de davacı vekiline Noter aracılığıyla ihtarname göndermek suretiyle işe davet ettiği, ihtarnamelerinin tebliğine ilişkin tebligatların iade edildiği tebligat sorunları sebebiyle bildirimin süresi içinde yapılamaması ve/veya tebligat imkansızlığı halinde, işveren sorumlu tutulamayacağı, işçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığının kabul edilmesi gerektiği, bu durumda işverence yapılan fesihin, 4857 sayılı İş Kanununun 21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğuracağı bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçeri bir feshin sonuçlarını doğurur.

Yasada işçinin şahsen başvurması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. İşçi, işe başlatılma konusundaki iradesini bizzat işverene iletebileceği gibi vekili ya da üyesi olduğu sendika aracılığı ile de ulaştırabilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen görüşü bu yöndedir (Yargıtay HGK 17.6.2009 gün ve 2009/9232E, 2009/278K.).

İşveren işe iade için başvuran işçiyi (1) ay içinde işe başlatmak zorundadır. Aksi halde en az dört, en fazla sekiz aylık ücret tutarında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süreye ait en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları işçiye ödemek zorundadır.

İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Yasanın 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen s-üreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir (Yargıtay 9.HD. 14.10.2008 gün 2008/29383 E, 2008/27243 K.).

İşe iade yönündeki başvurunun on iş günü içinde işverene bildirmesi gerekmekle birlikte, tebligatın postada gecikmesinden işçinin sorumlu olması düşünülemez.

İşverenin de işçinin işe başlama isteğinin kabul edildiğini (1) ay içinde işçiye bildirmesi gerekir.Tebligat sorunları sebebiyle bildirimin süresi içinde yapılamaması halinde, bundan işveren sorumlu tutulamaz. İşverence yasal süre içinde gönderilmiş olsa dahi, işçinin bir aylık işe başlatma süresi aşıldıktan sonra eline geçen bildirim üzerine makul bir süre içinde işe başlaması gerekir. Burada makul süre işçinin işe daveti içeren bildirim anında işyerinin bulunduğu yerde ikamet etmesi durumunda en fazla iki günlük süre olarak değerlendirilebilir. İşçinin işe iadeyi içeren tebligatı işyerinden farklı bir yerde alması halinde ise, 4857 sayılı Yasanın 56 ncı maddesinin son fıkrasındaki izinler için öngörülen en çok dört güne kadar yol süresi makul süre olarak değerlendirilebilir. Bu durumda işçinin en fazla dört gün içinde işe başlaması beklenmelidir.

İşverenin işe davete dair beyanının da ciddî olması gerekir. İşverenin işe başlatma amacı olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yaptığı çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez. 

İşçinin işe iade sonrasında başvurusuna rağmen işe başlatılmaması halinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır. 

Somut olayda davalı tarafından davacı ve vekiline gönderilen tebligat parçaları incelendiğinde 30.06.2011 tarih ve 14376 yevmiye numaralı ihtarnameye ait tebligatın vekilin adresi eksik belirtilerek davacı asile yapıldığı; 03.06.2011 tarih ve 12530 yevmiye numaralı ihtarnameye ait tebligat parçasında davacı asilin adreste tanınmadığına ilişkin şerh düşülmesine rağmen mahalle muhtarının onay vermekten imtina ettiğine ilişkin şerh düşüldüğü görülmekle ; işe davet yazısının süresinde usulüne uygun davacıya tebliğ edilmediği anlaşılmakla yazılı gerekçeyle davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.